2/6/2007

kutlu insan...

Eski devirlerde kutlu insanlar, bilgileri ile baş başa kalmaktan korkmazlar, kahramanlıklara girişmezler, planlar kurmazlardı.  Bu yüzdendir ki başaramazlarsa yerinmezler, başarırlarsa övünmezlerdi. BU yüzdendir ki başları dönmeden en yükseklere çıkabilirler, ıslanmadan suya dalabilirler, yanmadan ateşi geçebilirlerdi. BU yüzdendir ki bilgileri, uyumla yükselirdi.  Eski devirlerde kutlu insanlar, uyurken karabasan görmezler, uyanıkken korku duymazlardı. Yedikleri basit, solukları derindi. Kutlu kişi, nefesini topraklarından alır, basit insanın ise soluğu boğazında kalır; sözcükler gerilim içinde ve zorlukla, kusar gibi fırlar onun ağzından. Tutkuları ne kadar derinse, gerçek benliğinin yaşam gücü de o kadar zayıftır. Eski devirlerde kutlu insanlar, doğuma sevgiyle, ölüme nefretle bakmazlardı. Onlar için başlangıç, sevinmek için bir neden değildi, geri dönüş üzülmek için bir neden değildi. Gelişleri telaşsız, gidişleri telaşsızdı. Kaynaklarını gözden yitirmezler, sonlarına erişmede acele etmezlerdi. Yazgılarını olduğu gibi kabul eder,  mutlu olurlar ve sonunda kaygısız göçer giderlerdi. Doğanın akışına yardımcı olmaya çalışmazlardı. İşte budur kutlu insan. Bu yüzdendir ki yürekleri sağlam olurdu onların, yüzleri korkusuz, alınları kırışıksız olurdu. Yürekleri ısınmazsa bu kışın soğuğuyla değil, güzün serinliği ile olurdu.  Yürekleri ısınırsa bu yazın sıcağı değil, baharın ılıklığı olurdu. Duyguları kişisel tutkulardan uzaktı dört mevsim gibi. Her bir varlığa ona uygun şekilde davranırlardı ve kimse bilmezdi onların benliklerinin derinliğini… BU yüzdendir ki, her kim ki dünyayı değiştirdiğine sevinirse,  gerçekten kutlu kişi değildir o. Etkisi zamana bağlı ise, gerçekten büyük değildir o. Şan uğruna canını yitirirse, gerçekten yiğit değildir o. Ve özveriyle canını da verse,  yerinde yapmayı bilmiyorsa bunu, yine de insanlığa hizmet etmiş olmaz bununla. Eski devirlerde öyle kişiler vardı ki, özveriyle ün yapmışlardı. Oysa bunlar yalnızca başkalarının tutkularını doyurmaya çabalamışlar. Bu sırada kendi için çok gerekli olan şeyleri ise göz ardı etmişlerdir. Eski devirlerde kutlu insanlar, diğer insanlara karşı görevlerini yerine getirirlerdi, ama onları dostluğun bağları ile kendilerine bağlamadan. Alçakgönüllüydüler, ama dalkavukluk etmeden.  Kişilikliydiler ama “dünyanın merkezi benim” demeden. Ayrıntılara yakalanmazlardı, ama kimseye tepeden bakmadan. Neşeli, dost, güleçtiler, ama yinede geride kalır, çevreleriyle ilişkiden olanağınca kaçınırlardı. BU insanlar bizi kendilerine çeker, yüreğimize işlerler; onların varlığının etkisi ile bizim de yüreğimiz pekişir. İçinde yaşadıkları çağın kurallarını hor görmez, onlara eksiksiz uyarlar. Yüreklerini açmaz, gururla içlerine kapanık yaşarlar. Konuşurken sözlerini tutumlu harcarlar; çoğu kez gözlerini indirir, sözlerini unuturlar…

Son Yazılarım

Kategorilerim

    Arkadaşlarım

    Bağlantılarım

    Blogcu ile yapıldı